Her an konuşmanın ve her meselede bir fikir beyan etmenin marifet sayıldığı bir asırda yaşıyoruz. Oysa Nebevi ahlak, susmanın da en az doğru konuşmak kadar kıymetli bir hikmet barındırdığını bize ısrarla fısıldar. İlim yalnızca biriktirilen malumat değil, hayatın her köşesine sızan bir edep ve rikkat meselesidir.
Lüzumsuz Sözden El Çekmek
Sahih rivayetlerde insanın kıymetini belirleyen en mühim ölçülerden biri, kendisini ilgilendirmeyen faydasız söz ve işleri terk etmesi olarak zikredilir. Malayani ile zihni yormak, kalbin idrak kabiliyetini köreltir ve basireti perdeler. Seçilmiş kelimelerle konuşmak, nefsin gevezeliğine vurulmuş en zarif ketttir.
Sükutun İlimdeki Yeri
Kadim ulemanın meclislerinde sükut, bir cehalet işareti değil, derin bir tefekkür ve dinleme terbiyesi olarak görülürdü. Dinlemeyi bilmeyen bir zihnin ilmi kavraması ve hakikati massetmesi mümkün değildir. Suskunluk, zihinde hakiki bilginin yeşerebileceği duru bir zemin hazırlar.
Günün karmaşasına karşı kelimelerimizi tartarak sarf etmek, ruhun haysiyetini korumanın en zarif yoludur. Az konuşup çok idrak etmek, bizi hem dünyevi yorgunluktan hem de manevi pişmanlıktan muhafaza eder.
